MS (Multip Skleroz) Hakkında Merak Edilenler

MS (Multip Skleroz) Hakkında Merak Edilenler

Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr.Nefati Kıylıoğlu MS (Multip Skleroz) hakkında merak edilenleri paylaştı.

MS nedir?

Multip Skleroz ya da daha çok bilinen adı ile MS, daha çok genç yaşı etkileyen (20-50) bir hastalıktır. Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha fazla oranda gözlenir. MS hastalığında beyin ve omurilik içinde sinir ve sinir kılıfı hücrelerinin zarar görmesi ve fonksiyonların kaybı söz konusudur. Kaybolan fonksiyon beyin ve omurilikte zarar gören yer ile ilişkilidir. Görme kaybı görme sinirinin, baş dönmesi, çift görme, elde ve ayakta uyuşma veya beceriksizlik, tuvalete yetişmede zorluk-idrar kaçırma gibi yakınmalar beyin ve omuriliğin etkilenmesi ile ortaya çıkabilir. Bu zarar vücudu mikroplara ve kansere karşı koruyan bağışıklık sistemi aracılığı ile olur.

MS hastalığı yazılı kaynaklarda tarihin en erken dönemlerinde bile tanımlanmıştır. Ancak hastalığın sıklığı ve bilinirliği giderek artmaktadır. Sosyal medya gibi iletişim kaynaklarının artması, MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme) gibi tanı yöntemlerinin kolay ulaşılabilir hale gelmesi ile tanı daha kolay ve daha erken konabilir hale gelmiştir.

Nedenleri nelerdir?

MS’in kesin nedeni bugün için ortaya konamamıştır. Hastalığı başlatan neden bilinmez ama hastalık sürecinde en çok rol alan sistem bağışıklık sistemi olarak bilinir. Hastalara ait patoloji – doku örnekleri ve MS’in hayvan modelleme çalışmaları bunu göstermiştir. Bağışıklık sistemine ait T ve B hücreleri normalde kendi sinir hücrelerimizi “dost bilip - dışlamaz iken”, neden olduğu bilinmez bir şekilde “düşman” olarak görür ve yok etmeye çalışır. Bu hareketin başlamasında suçlanan ama tam olarak kanıtlanamayan bazı enfeksiyonlar (Epstein Barr Virus, Citomegalovirus, Herpes Virus ailesi vs..), çevresel toksik maddeler (sigara), genetik faktörler (bazı genetik faktörlere sahip olma) tanımlanmıştır. Ancak ne infeksiyonlar, ne genetik faktörler, ne de çevresel faktörler ile hastalığın başlatıldığı ve ilerlediği direkt olarak gösterilmemiştir. Çok sayıda insanın katıldığı araştırmalarda adı geçen bu faktörler MS hastası olmayanlara göre MS’li olgularda daha yüksek oranda gözlenmiş ve hastalık ile ilişkili oldukları saptanmıştır. Bazen bir yaşındaki çocukta, bazen de 50 yaşındaki erkekte görülmesine zaman başlar?, neden başlar? sorularının yanıtsız kalmasının nedeni olur.

Genetik özellikler hastalığın ortaya çıkmasına etkindir ama bilinen genetik geçiş kalıpları MS ile uyumlu değildir. Yani aile bireylerinden birinde var ise onların kardeşleri ya da çocuklarında mutlaka olacak diye bir kural yoktur. Risk topluma göre sadece hafif yüksektir. Aynı yumurtanın bölünmesi ile olan ikizlerin birinde MS olursa diğerinde olma olasılığı kabaca ¼ oranındadır.Genel ifade olarak şöyle söylenebilir; “MS genetik risk taşıyan bireylerin, uygunsuz çevresel faktörler ile bir araya gelmesi ile ortaya çıkar – aksi halde ortaya çıkmaz”.

Nasıl teşhis edilir?

MS klinik bir tanıdır. Yani MS tanısı almak için, beyin ya da omurilik ile ilişkili bir yakınma olması gerekir. Bu yakınmaları açıklayan “MS plakları” gözlenir ve bunları yapacak diğer hastalıklar dışlanır. Hiçbir yakınma yok iken MRG yapılmış hastalarda gözlenen “lekeler ya da plaklar” MS hastalığı olduğu anlamına gelmez. MS plakları beyin ve omurilikte belli bir sayının üzerinde, farklı yerleşme özellikleri göstermeli ve zaman içinde de artış göstermelidir.

Yakınmalar, bulgular ve bunları açıklayan plaklar var ise karışabilecek diğer hastalıklar dışlanmalıdır. İnfeksiyon hastalıkları, romatizmal – immünolojik hastalıklar, tümörler dışlanması gereken hastalıklar arasında sayılabilir. Beyin ve omurilik etrafındaki sıvısının incelenmesi de tanı aşamasında değerlidir. Halk arasında bu yöntem “zararlı – sakat bırakır” diye bilinir ama doğru değildir. Omuriliğin bittiği yerden girilerek, sıvı kolayca alınır, bel ağrımaz. Hafif bir baş ağrısı dışında da bir sıkıntı olmaz. Bel sıvısında B hücrelerinin ürettiği antikor denen ürünlerin varlığı, hastalığın daha önceden başladığını gösterir ve tanı için çok değerlidir.

Nasıl tedavi edilir?

MS hastalığı ataklar ile ya da atak olmadan ilerleyici bir şekilde seyredebilir. Atak, önceden olmayan bir nörolojik yakınmanın bir günden daha fazla sürmesidir. Atak tanısı beyin – omurilik yapılarında etkilenmenin gösterilmesi ile konur. Atak kendiliğinden de düzelebilmekle beraber, atak tedavisi olarak verilen kortizon ile düzelme süresi kısaltılır ve hastalık aktivitesi üzerine etki sağlanmış olur. Atak tedavisi var olan yakınmayı düzeltmek ile birlikte uzun dönem hastalık seyri üzerine etki etmez. Tedavi görmemiş olgular 25-30 yıl içinde, yaklaşık yarı oranında yürüme yeteneğinde etkilenme yaşarlar. Bu nedenle tedavi gereklidir. Hastalık seyrini değiştiren tedaviler 1990’lı yıllarda kullanıma girmiştir. Deri altına uygulanan interferonlar (Avonex, Betaferon, Rebif) ve ardından gelen glatiramer asetat (Copaxone) tedavisi ile atak sıklığı ve şiddeti azaltılmış, hastalık seyri yavaşlatılmıştır. Bu ilaçlar immün sistemin yeniden “daha sakin- hastalık çıkarmayan” bir yapıya yönlendirir. İmmün hücrelerin beyne geçişini engelleyen monoklonal antikor tedavisi (natalizumab=Tysabri), immün hücreleri lenf bezlerinde “esir kalmasına” yol açan ya da onların sayısını azaltan hap tedavisi (fingolimod=Fingya, Findel,Fingomes, Finimod, Gilomid, Fudexa, Vintor) ile immün sistem baskılanır. İmmün sistem hücreleri üzerinden etki eden başka haplar da (teriflunamid=Aubagio; dimetil fumarat=Tecfidera) sonraki yıllarda kullanıma girmiştir. MS’in ataklar ile seyreden tipinde etkin olan bu ilaçlar yavaş ilerleyen formda etkisiz iken, yeni bir monoklonal antikor tedavisi ataksız ilerleyen formunda etkin bulunmuş ve kullanıma girmiştir (ocrelizumab=Okrevus). MS hastalığını iyi etmek üzere halen çok sayıda ilaç MS’li insanlar üzerine denenmeye devam etmektedir. Olumlu sonuç verenler de ruhsat aşaması sonrasında satışa çıkmayı beklemektedir.

MS hastalığının semptomatik tedavisi de önemlidir. Moral bozukluğu, yorgunluk, idrar ve cinsel performans ile ilişkili sorunlar, bacak kasılmaları ve krampları, yürüme sorunları gerek ilaçlar ve gerekse de fizik tedavi yöntemleri ile çözülebilmekte ya da hafifletilebilmektedir.

Hastaların üzerine düşen yükümlülükler de bulunmaktadır. Öncelikle düzenli olarak ilaçlarını kullanmaları ve hekim kontrolü altında olmalar onlar için gerekliliktir. Düzenli takip ilaçların olumsuz etkilerini ve hastalık seyrindeki değişmeleri erken görmeyi ve tedbir almayı sağlar. Hastalar sigara gibi hastalığın seyrini olumsuz etkileyen etkenlerden arınmalı, kendi fiziksel kapasitelerini arttırmak amacı ile düzenli egzersiz yapmalıdırlar. Ayrıca MS’in bağışıklık sistemi bozulması ile giden bir hastalık olduğunu hatırda tutarak – bilmedikleri ot ya da ilaçları – bu sistemin dengesini bozacak davranışları benimsememeleri gerekmektedir. Hastalık tedavisi için hekim ve hastanın birlikte hareket etmesi gerektiğini hep hatırda tutmalıdırlar.

Diyabet Farkındalık

Diyabet Farkındalık

  Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyemiz Doç. Dr. Mustafa Ünübo...
Detay
Meme Kanseri Farkındalık Ayı

Meme Kanseri Farkındalık Ayı

Ekim Ayı Dünya Sağlık Örgütü Tarafından “Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı” olarak belir...
Detay
Kalp Sağlığımızı Korumak İçin Neler Yapmalıyız

Kalp Sağlığımızı Korumak İçin Neler Yapmalıyız

29 Eylül her yıl Dünya Kalp Günü olarak çeşitli aktiviteler ile kutlanmaktadır. Dün...
Detay
Erken Ergenlik Hakkında Merak Edilenler

Erken Ergenlik Hakkında Merak Edilenler

Çocukların gelişim süreci ile ilgili anne babaları en çok endişelendiren konulardan biri de “Erken E...
Detay
Depresyon ve Tedavi Yöntemleri

Depresyon ve Tedavi Yöntemleri

  Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Dr.Öğr.Üyesi Çağdaş Öykü Memiş depresyon ve tedav...
Detay
Çocuk Kardiyoloji ve Merak Edilenler

Çocuk Kardiyoloji ve Merak Edilenler

  Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı Dr.Öğr.Üyesi Serkan Fazlı Çelik “Doğmamış bebeklerden(anne ...
Detay
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB)

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB)

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr. Hatice Aksu Otizm spektrum bozukluğu(O...
Detay
Hipertansiyon Nedir? Hipertansiyon Belirtileri ve Tedavisi

Hipertansiyon Nedir? Hipertansiyon Belirtileri ve Tedavisi

  Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Ceyhun Ceyhan “17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü”...
Detay
Diğer Başlıklar