Alerji Ve Alerjik Hastalıklar

Alerji Ve Alerjik Hastalıklar

 

İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Songül Çildağ Alerjinin,  çevremizde bulunan ve genellikle kişiler için zararsız olan yabancı moleküllere karşı bağışlık sisteminin aşırı tepki vermesi olduğunu belirterek konu hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

Doç.Dr. Songül Çildağ “Sağlıklı bireylerde bağışıklık sistemi elemanları bir denge içerisinde çalışmakta iken, alerjik hastalarda bu denge bozulmuştur.  Genel olarak alerjik hastalıklar çocukluk çağında daha sık görülmekle birlikte başlangıç, herhangi bir yaşta olabilmektedir.  Kronik hastalıklar grubunda yer alan alerjik hastalıklar, genetik eğilim gösterir, yani alerjisi olan bireylerin ailesinde alerjik hastalıklar daha sık görülür. Ayrıca çevresel faktörler de (sigara, hava kirliliği, enfeksiyonlar vb.) hastalığa katkıda bulunur. Sık görülen hastalıklardandır ve dünya nüfusunun yaklaşık %20-30’unu etkiler, bu oran her geçen gün artmaktadır.” dedi.

Alerjik reaksiyonlara neden olan ve Alerjen olarak adlandırılan maddeler, farklı yollarla vücudumuza girebildiğini belirten Doç.Dr. Songül Çildağ solunum yolu ile alınan alerjenler çoğunlukla ev tozu akarları, polenler, hayvan tüy ve epitelleri, küf mantarları, hamam böceği gibi alerjenlerdir ve en sık görülen alerjik hastalık olan alerjik rinit, konjuktivit ve/veya astıma neden olabilirler. Sindirim sistemi aracılığı ile alınan alerjenler, gıda alerjisine yol açabilir ve özellikle çocukluk döneminde daha sıktır. Ayrıca ilaçlar gerek sindirim sistemi aracılığı ile gerekse enjeksiyon şeklinde kullanımla alerjik reaksiyona neden olabilmektedir. Alerjiye neden olan ilaçlar arasında en sık penisilin başta olmak üzere antibiyotikler ve ağrı kesiciler yer alır. Alerjen maddeler deri ile temas ile de alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Özellikle mesleki alerjenler içerisinde en sık görülen latex alerjisi tıbbi ürünlerde ( eldiven, katater), kıyafetlerde (iç çamaşırları, naylon çorap,) lastik oyuncaklar, şişe kapakları gibi bir çok üründe bulunur ve sıklıkla kontak dermatite neden olur. Ayrıca arı gibi böcek sokmaları da alerjik reaksiyonlara sebep olarak hayati tehdit edici sonuçların ortaya çıkabileceğini belirtti.

Alerjik Hastalıklarda Tanı

Alerjik hastalıkların tanısında en önemli ve ilk adım detaylı bir şekilde öykünün alınması olduğunu ifade eden Doç.Dr. Songül Çildağ reaksiyonun ne zaman olduğu, hangi etkene maruziyetle ortaya çıktığı, ne tür belirtilerin olduğu, tekrar maruziyette benzeri reaksiyonların olup olmadığı, nasıl tedavi edildiği, tedaviye yanıt durumu detaylı bir şekilde sorgulanmalı,  alerjik reaksiyon sırasında mevcut olan fizik muayene bulguları değerlendirilmesinin önemli olduğuna vurgu yaptı.

 Alerjik reaksiyonla ilişki öykü ve fizik muayene tanısal amaçlı hangi testin seçileceğini belirlemektedir. Alerjik hastalıkların tanısında en sık kullanılan testler deri testleri olup deri prik (delme)testi en sık kullanılan, güvenilirliği yüksek, kolay uygulanan ve hızlı sonuç veren bir testtir. Hastanın ön kol bölgesine alerjen solusyonlar damlatılıp, lansetle delinerek 15 dakikalık bekleme süreci sonrasında değerlendirme yapılır. Sıklıkla solunum yolu alerjenleri ve gıda alerjenlerinin tanısında kullanılır, ayrıca latex, arı alerjisi ve ilaç alerjisi durumunda da kullanılabilir. Alerjik bulguları etkileyen Antihistaminik, kortikosteroid gibi ilaç kullanan hastalarda deri prik testinden belli süre öncesinde bu ilaçları kesmek gerekmektedir. Bu ilaçların kesilemediği durumlarda, ya da hasta deri testleri için uygun olmadığında kan örneğinden bakılan alerjene özgü IgE düzeyleri ölçülebilir. Ayrıca alerjik reaksiyonun tipine göre deri yama testleri, cilt içi uygulama (intradermal), provokasyon şeklinde kontrollü bir şekilde alerjene tekrar maruziyet gibi testler uygulanabilmektedir. 

Alerjik Hastalıklarda Tedavi

Doç.Dr. Songül Çildağ “Alerjik hastalıkların tedavisinde temel prensip reaksiyona neden olan alerjenlerden uzak durmaktır. Ancak bu her zaman mümkün olmayabilir. Solunum yolu ile alınan alerjenler ya da arı sokması gibi kaçınılamayacak alerjen maruziyetleri söz konusu olabilir. Böyle durumlarda öncelikle hastanın bilgilendirilmesi, tedbirler açısından eğitilmesi (Örneğin polen, ev tozu gibi solunum yolu alerjenleri için hastaların burun iç kısmına vaselin sürmesi, rüzgarın yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmaması, çim biçme, ağaç budama gibi işlemlerden uzak durması, araç camlarının kapalı tutulması , toz tutacak halı, perde, koltuk şalı gibi ürünlerin kullanılmaması,  odaların sık havalandırılması, hepafiltreli  elektrik süpürgelerinin  kullanılması, nevresimlerin 60 derece yıkanması gibi.)” gerektiğini belirtti.

Maruziyetin kaçınılmaz olduğu durumlarda medikal tedavi uygulandığını belirten Çildağ sıklıkla kullanılan ilaçlar antihistaminik ilaçlardır. Antihistaminiklere dirençli vakalarda lökotrien antagonistleri, mast hücre stabilizatörleri, kortikosteroidler, ya da alerjik hastalığa bağlı olarak biyolojik tedaviler, anaflaksi gibi acil durumlarda adrenalin kullanılabilmektedir. Alerjik hastalıkların tedavisinde bilinen tek küratif tedavi seçeneği alerjen spesifik immünoterapi tedavisi ( aşı tedavisi) olup, alerjik rinit, konjuktivit, astım ve arı alerjisinde uygulanmaktadır. Aşı tedavisi; alerjik reaksiyona neden olduğu tespit edilen alerjenin çok küçük miktarlarla başlanıp, yavaş yavaş doz arttırılarak hastaya uygulanması yani duyarsızlaştırma prensibine dayandığını ifade etti.

Doç.Dr. Songül Çildağ her geçen gün görülme sıklığı daha da artan, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, sosyoekonomik kayıplara neden olabilen alerjik hastalıkların tanı ve tedavisinin düzenlenmesi için hastaların İmmünoloji ve Alerji uzmanları tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek açıklamalarına son verdi.

Hemofili nedir?

Hemofili nedir?

Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Bilim Dalı Başkanı Dr.Öğr.Üyesi Yusuf Ziya Aral 17 Nisan Dünya Hemofil...
Detay
Kanser Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kanser Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Esin Oktay, tüm dünyada ve ülkemizde Kanser hasta...
Detay
Talasemi  (Akdeniz Anemisi)

Talasemi (Akdeniz Anemisi)

Çocuk Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mediha Akcan, talaseminin  (Akdeniz Anemisi)  ...
Detay
Kalp Yetersizliği ve Koroner Arter Hastalığı

Kalp Yetersizliği ve Koroner Arter Hastalığı

  Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ufuk Eryılmaz kalp yetersizliğini, kalbin dokulara m...
Detay
Kardiyak MR İnceleme

Kardiyak MR İnceleme

Radyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Tuna Şahin, Kardiyak MR İncelemenin Kalp kası hastalıklarını inceleyen ve ka...
Detay
Pnömoni (Zatürre) Nedir?

Pnömoni (Zatürre) Nedir?

Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Şule Taş Gülen, tıp dilinde Pnömoni halk arasın...
Detay
Akılcı Antibiyotik Kullanımı

Akılcı Antibiyotik Kullanımı

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhan Sakarya; enfeksiyonu m...
Detay
Kadın Hastalıkları ve Doğum Alanında Laparoskopinin Kullanımı

Kadın Hastalıkları ve Doğum Alanında Laparoskopinin Kullanımı

  Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aktuğ Ertekin, laparoskopinin son yıllarda tıbbın bir&cced...
Detay
Diğer Başlıklar