AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ
AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ
Verem Eğitim ve Propaganda Haftası

Verem Eğitim ve Propaganda Haftası

Tüberküloz diğer adıyla verem hastalığı insanlık tarihi kadar eski bir hastalıktır. Milattan önceki yıllardan günümüze kadar dönem dönem salgınlara yol açmış ve milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştur. 24 Mart 1882 yılında Robert Koch hastalıktan sorumlu etken olan ‘‘Mycobacterium tuberculosis” isimli bakteriyi keşfetmiştir. 1921 yılında verem aşısı geliştirilmiş ve 1940’lı yıllarda verem ilaçları bulunmuştur. Dünya Sağlık Örgütü 1996 yılından itibaren her yıl 24 Mart gününü ‘‘Dünya Tüberküloz Günü’’ ilan etmiştir. Ülkemizde ise1947 yılından beri her yılın ilk pazarından sonraki hafta ‘‘Verem Eğitim ve Propaganda Haftası’’ olarak kutlanmaktadır. Verem haftasının amacı toplumun verem hastalığı ve bu hastalıkla mücadele konusunda bilinçlendirilmesidir. 

Dünyada her yıl 10 milyon yeni verem hastası ortaya çıkmakta ve her yıl 1,2 milyon insan vereme bağlı ölmektedir. Dünyadaki verem hastalarının çoğu Güney-Doğu Asya ve Güneyi Afrika ülkelerinde bulunmaktadır. Hindistan, Çin ve Endonezya'da dünyadaki tüm verem hastaların yaklaşık yarısı bulunmaktadır. Ülkemizde başarılı bir verem savaşı programı yürütülmekte ve her yıl tüberküloz hasta sayısı azalmaktadır. 2005 yılında 20535 olan toplam olgu sayısı 2019 yılında 11401 olarak sapatanmış ve toplam olgu hızı yüz binde 29,8den 13,7ye gerilemiştir. Bu başarıda hastaların erken tanısı, tedavisi, temaslı kişilerin muayenesi ve hastalanma riski olanlara koruyucu tedavi başlanılması gibi bütüncül bir programla çalışan verem savaş dispanserlerinin rolü büyüktür. 

Verem hastalığı kişiden kişiye solunum yolu ile bulaşan mikrobik bir hastalıktır. Hastalıktan sorumlu etken  ‘‘Mycobacterium tuberculosis isimli bakteridir. Bu bakteri hasta kişler konuşurken, öksürüken veya hapşırırken ortama saçılır ve belli bir süre havada asılı olarak kalabilir. Verem hastası olmayan bir kişi havada asılı olarak bekleyen bu bakterileri solunum yoluyla vücuduna alabilir. Vücuda alınan bakteriler hava yolları aracılığıyla akciğerlere ulaşır. Akciğerlerde bakteriler vücudumuzun savunma hücreleri tarafınca kuşatılır ve bakteriler bu ortamda sessiz bir şekilde beklemeye başlar. Bu duruma enfeksiyon denilmektedir. Verem enfeksiyonunun olup olmadığı kolumuza yapılan tüberkülin deri testi adı verilen bir test ile değerlendirilir. Bu testin pozitif olması kişinin bu bakteriyle karşılaştığını yani enfeksiyonu olduğunu gösterir. Ancak enfeksiyon bir hastalık durumu değil vücutta bakterinin sessiz olarak beklediği bir dönemdir. Dünya nüfusunun dörtte biri verem mikrobuyla enfektedir. Verem mikrobu akciğerlerde sessiz bir şekilde beklerken kan ve lenf damarları aracılığıyla vücudun değişik bölgelerine ( lenf bezleri, beyin, böbrek, kemikler vb.) gider ve oralarda yerleşir. Enfeksiyonu olan kişilerin %5’inde ilk 2 yılda %5’inde ise hayatının herhangi bir döneminde özellikle vücut direncinin azalması ile verem hastalığı gelişir. Verem hastalığı gelişiminde riskli gruplar; 5 yaş altı çocuklar, yaşlılar, HIV enfeksiyonu olanlar, kanser hastaları, diabetes mellitus, kronik böbrek yetmezliği, kortizon gibi bağışıklığı baskılayan ilaç kullananlar, ideal vücut ağırlığının %90’ından daha az kiloda olanlar, sigara içenler, ilaç bağımlılığı olanlar ve alkol kullananlardır.  

Verem sinsi bir hastalıktır. En sık görülen belirtiler 2-3 haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, halsizlik, balgam çıkarma ve kan tükürmedir. Hastalığın ilerlemesiyle nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrısı görülebilir. 2-3 hafta ve daha uzun süreli öksürük şikayeti olanlar mutlaka sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar. Sağlık kuruluşu tarafınca değerlendirilen hastalardan akciğer röntgeni, balgam testi ve gerekirse kan testleri istenir. Balgam testinde verem mikrobunun gösterilmesi ile hastalığın tanısı konulmaktadır 

Verem bulaşıcı bir hastalıktır ve tedavi olmayan bir verem hastası her yıl yaklaşık 10-15 kişiyi enfekte etmektedir. Bu nedenle veremden korunmanın en etkili yolu hastaların erken teşhisi ve tedavisidir. Verem tedavisinde kullanılan ilaçlar verem savaş dispanserlerinde ücretsiz olarak verilmektedir. Verem ilaçları birden fazla sayıdadır ve mutlaka düzenli kullanılması gerekmektedir. Tedavisini mutlak gerekli durumlar dışında kesen veya düzensiz kullanan hastalarda ilaçlara karşı direnç gelişebilmekte ve hastalığın tedavisi oldukça güçleşmektedir.  Tedavisi başlanan ve ilaçlarını düzenli kullanan verem hastasının bulaştırıcılığı teorik olarak 14 günde sona ermektedir. Ancak ilaçlarını düzenli veya hiç kullanmayan hastalarda bulaştırıcılık devam etmektedir. Verem hastalarının ilaçlarını düzenli kullanma dışında yapması gereken başka şeyler de vardır. Öksürme ve hapşırma sırasında ağzın mendille kapatılması mikropların havaya saçılmasını engellemek için son derece önemlidir. Hastalar ellerini sık yıkamalı, dengeli ve düzenli beslenmeli, sigara ve alkolden uzak durmalıdır. Verem mikrobu, güneş görmeyen ortamlarda havada uzun süre canlı kalabilir. Güneşten gelen ultraviyole ışınları verem mikrobunu kısa sürede öldürür. Bu nedenle hastalar ve hasta temaslıları bulundukları ortamları sık sık havalandırmalı ve güneş alan odaları kullanmalıdır. Verem hastası ile yakın teması olan kişler mutlaka verem savaş dispanserlerine başvurarak muayene olmalıdırlar. Hasta yakınlarının taramaları dispanserlerde ücretsiz olarak yapılmaktadır. Temaslı muayenesi sonucunda hasta olduğu tespit edilenler tedavi edilirken hasta olmayan ama verem olma riski taşıyan kişilere koruyucu tedavi verilir. Unutmayalım ki verem hastalığı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Hastalıkta asıl korkulacak durum geç tanı almak, ilaçları eksik ve düzensiz kullanmaktır.  

 

 

Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı

Dr.Öğr. Üyesi Onur Yazıcı



444 1 256
hastane@adu.edu.tr
Zafer Mahallesi
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi,
09100 Efeler/Aydın
444 1 256
hastane@adu.edu.tr
Zafer Mahallesi
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi,
09100 Efeler/Aydın