ana sayfa link
Sağlık Rehberi

Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı


Diğer Başlıklar
| 28.03.2018 |
Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı

Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Meryem Eken, gebeliğin intrahepatik kolestazı (GİK) olarak tanımlanan klinik durumun, gebelikte kaşıntı ve karaciğer enzim düzeylerinin yükselmesi ile seyreden ve gebeliğe özgü nadir bir karaciğer hastalığı olduğu belirterek, ayrıntılı bilgi verdi.

 

Eken, intrahepatik kolestazın genellikle gebeliğin 2 ve/ veya 3. yarısında ortaya çıktığını, Hastalığın etiyopatolojisinde, genetik yatkınlık, hormonal ve çevresel faktörlerin  rol aldığı bildirilmekle birlikte hastalığın günümüzde multifaktöriyel olduğunu ifade etti.  “Hastada özellikle gece artan ellerde ve ayaklarda belirgin olmak üzere inatçı kaşıntılar ile prezente olur. Bunlara ilaveten uykusuzluk, yorgunluk, iştahsızlık, halsizlik, kilo kaybı, karaciğer yağlanması ve koyu renkli idrar GİK ile ilişkili diğer semptom ve bulgulardır.” sözleriyle de belirtiler hakkında bilgi verdi.

 

 Doğum sonrası kanama riskinin arttırmasının anne sağlığı açısından en önde gelen problem olduğunu vurgulayan Eken, “GİK'de erken doğum ve anne karnında ani fetal ölüm oranlarındaki artış ile karakterizedir. Zamanında, uygun tıbbi müdahale ile daha iyi bir fetal prognoz elde edebilmek için erken tanı ve tedavi zorunludur. Daha önceki gebeliğinde GİK geçiren gebelerde bir sonraki gebeliğinde tekrar etme olasılığı yüksektir(%40-70).” sözleriyle erken tanının önemini belirtti.

 

Eken, safra asitlerinin bozulmuş transportu ve bebekte meydana gelen safra asidi birikiminin, fetusta kardiyak toksisite ve ani intrauterin ölümden sorumlu tutulduğunu aktararak, “Viral hepatitler, otoimmun karaciğer hastalığı, safra kesesi taşları,  preeklampsi, HELLP sendromu ve gebeliğin akut yağlı karaciğeri gibi hastalıklar dışlanmalıdır. Tanı aşamasında; Total safra asidi düzeyleri (> 11μmol / L) gösteren serum safra asidi profili en önemli tanı kriteridir.” dedi.

 

Karaciğer enzimlerinde hafif yükseklik (2 kat üstü), GGT düzeyleri, olguların 1/3'ünden azında yüksek bulunduğunu, hiperbilirubineminin görülebilen bulgular arasında olduğunu ve alkalen fosfatazın 4 kata kadar artabildiğini  fakat normal gebeliklerde de arttığı için tanıda kullanılmadığını belirten Eken, Bazı çalışmalarda, yüksek serum safra asidi düzeylerinin artmış  fetal mortalite oranları ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. GİK olgularında, 30. gebelik haftasından doğuma kadar haftalık nonstres test, amniyotik sıvı hacmi ölçümü ve umbilikal arter Doppler incelemesi önerilmektedir. Maternal karaciğer testleri (serum safra asidi ve karaciğer enzimleri) ve pıhtılaşma tetkiklerinin de haftalık çalışılması uygundur. Bu olgulardaki obstetrik yönetim açısından yaygın kanı, doğumun 37-38. gebelik haftası sonrasına ertelenmemesi gerektiği şeklindedir.” dedi.

 

GİK' de uygulanan ilaç tedavilerinde amaç hastanın semptomlarını gidermenin yanı sıra ani intrauterin kaybı ve fetusta oluşacak stresi önlemek olduğunu vurgulayan Eken, URSODEOKSİKOLİK ASİD(UDCA) en sık kullanılan ajan olduğunu vurguladı.

 

Dr. Öğretim Üyesi Meryem Eken, “Üniversitemizde bu hastaların takip ve tedavisi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı tarafından yapılmaktadır. Tanı koymada en önemli laboratuar testi şüphesiz ki serum safra asidi düzeyidir.  Hastanemizde artık gebelik kolestaz tanısı için dış merkezlere safra asidi ölçümü gönderilmeyecek olup Klinik Biokimya Anabilim Dalından Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Yılmaz’ın katkıları ile bu tanı testi Üniversitemize kazandırılmış olup çok yakın zamanda rutin kullanıma girecektir.” sözleriyle açıklamalarına son verdi.
 

 

Birimler

  • Tıbbi Birimler
  • İdari Birimler

Online İşlemler

  • Adü Hastane Facebook Sayfası
  • Adü Hastane Twitter Sayfası
  • Adü Hastane Youtube Sayfası
  • Adü Hastane Rss Sayfası
  • Adü Hastane Engelli Dostu Web Sitesi
adü hastane tel foto
444 1 256
Çağrı Merkezi
Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Bilgi İşlem Merkezince Tasarlanmış ve Kodlanmıştır. © 2012 - 2018